Yüksek Tansiyonla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

0
89
yuksek-tansiyonla-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar

Yüksek Tansiyonla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar| Ülkemizde ve tüm dünyada ciddi sağlık sorunları arasında gösterilen yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıklarının tetiklenmesine de neden olabilir. Ülkemizde hipertansiyon görülme sıklığı %30 civarındadır ve bu oran dünya standartlarının biraz üzerindedir. Kontrol altına alınamayan yüksek tansiyon sorunu; böbrek, kalp, beyin ve vücuttaki tüm damar yapısına ciddi zararlar verebilir. Toplumda geçerli olan yüksek tansiyonla ilgili doğru bilinen yanlışlar kimi zaman hayati tehlikelere de neden olabilir. Doğru bilgiler ışığında hatalı uygulamalara son verilebilir. Sigara ve alkol kullanımı herkesin bildiği gibi tüm vücudu olumsuz etkilerken yüksek tansiyon sorunu olan kişilerin ciddi hayati tehlike altında olmasının en büyük sebebi olarak da görülebilir.

Tansiyonum Düzeldi İlacı Kesebilirim

En sık uygulanan hatalardan birisi tansiyon düzeldiğinde ilacın kesilmesidir. İlaçlar, tansiyon değerlerinin istenen seviyede tutulmasını sağlar. İlacın kesilmesi değerlerin yeniden riskli seviyelere çıkmasına neden olur. Kimi zaman ciddi hayati tehlikeleri de beraberinde getiren ilaç kullanımının bırakılmasına mutlaka hastayı takip eden hekimin karar vermesi gerekir. Halk geneline yaygın olan bu bilgi düzensiz ilaç kullanımına neden olabileceği gibi ilaçtan elde edilecek faydanın da azalmasına neden olarak gösterilebilir. İlaçların önerilen doz ve sıklıkta kullanılması sorunun kontrol altına alınmasını sağlar. Kronik yüksek tansiyon sorunu olan kişilerin doktor kontrollerini düzenli yaptırması önerilir.

Yemeklere Tuz Atmıyorum, Tuz Kısıtlamasına Uyuyorum

Sofrada kullanılan ve yemeklere atılan tuzla günlük tüketimin sadece %25’i karşılanabilir. Bu nedenle asıl sorun hazır gıda ve ekmekte kullanılan tuzdur. Yüksek tansiyon sorunu olup tuz diyeti yapması önerilen hastaların özellikle tuzsuz ekmek tercih etmesi ve işlenmiş gıdalardan kesinlikle uzak durması gerekir. Tuz deposu olarak gösterilebilecek olan gıdalar arasında; turşu, soslar, cips ve kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi zeytin gösterilebilir.

Hipertansiyon Erkeklerde Daha Sıktır

Yüksek tansiyonun özellikle erkekleri etkisi altına aldığı bilgisi tamamen yanlıştır. Son yapılan tıbbi çalışmalar bu sorunun her iki cinste de görülme sıklığının eşitlendiğini ortaya koyar. Menopoz öncesi dönemde kadınlarda çok sık görülmeyen hipertansiyon özellikle kilolu ve hareketsiz bir yaşamı olan kadınların ortak sorunudur. Tüm dünyada çığ gibi büyüyen obezite sorunu yüksek tansiyon hastalığının da artmasının en temel nedeni olarak görülebilir. Sodyum kısıtlaması açısından sofra tuzu ile deniz tuzu arasında herhangi bir farklılık yoktur. 50 yaşın altında hipertansiyon görülme sıklığı erkeklerde daha yüksekken bu oran 55 yaşından sonra kadınlara doğru artış yaşar.

Tansiyon Yükselmesini Kişi Hisseder

Tıp diline “Sessiz katil” olarak giren hipertansiyon çoğu zaman sinsi bir şekilde ilerler. Bu esnada vücutta ciddi tahribatlar yapan sağlık sorununun bilinen en önemli belirtisi baş ağrısıdır. Günlük hayatın temposu göz önüne alındığı zaman baş ağrısı pek çok kişinin belasıdır. Bu nedenle gözden kaçma ihtimali çok büyük olan sağlık sorunu tespit edildiğinde iş işten geçmiş olabilir. Düzenli olarak tansiyon ölçmek ya da ölçtürmek erken tedbir alınması için en doğru uygulama olacaktır. Sersemlik, baş dönmesi, geceleri sık idrara çıkma, kulak çınlaması, mide bulantısı ve göğüs ağrısı en sık karşılaşılan hipertansiyon belirtileri arasında sayılabilir.

Küçük Tansiyon Kalbi Daha Çok Zorlar

En sık karşılaşılan şehir efsanelerinden birisi de küçük tansiyonun kalp için daha ciddi risk oluşturduğudur. Yapılan tüm klinik çalışmalar hem küçük hem de büyük tansiyonun kalp ve damar hastalıkları için ciddi bir tehlike olduğunu ortaya koymuştur. Bu bilgiye ek olarak yüksek tansiyon belirtileriyle kalp sorunları arasında kurulan bağın daha güçlü olduğu da bilim insanlarının açıklamaları arasında yer alır. Normal kabul edilen tansiyon değerleri; 120/80 mmHg’dır. 140/90 mmHg’dan sonrası 1.evre hipertansiyon olarak adlandırılabilir. Doğru tanı konabilmesi için ölçümlerin civalı tansiyon aletiyle farklı zamanlarda yapılması gerekir.

Hipertansiyon Yaşlı Hastalığıdır

Yaşlılarda daha sık görülmekle birlikte yaşam alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte yüksek tansiyon sorunu bugün her yaştan bireyin karşısına önemli bir tehdit olarak çıkar. 20-30 yaş arasındaki kişilerin en az ‘inde görülen hipertansiyon 50’li yaşlardan sonra toplumun yarısının sorunu olmaya başlar. Bir yaşlı hastalığı olarak görülmemesi gereken sağlık probleminin kontrol altına alınması uzayan ömrün kalan kısmının kalitesi ve konforu üzerinde ciddi bir belirleyicidir. Tansiyon değer kriterlerinin değişmesi de tansiyon hastası olan kişi sayısının artmasında bir neden olarak gösterilebilir. Tansiyon yüksekliği genel olarak ilk olarak 30-50 yaş aralığında tespit edilir.

Hipertansiyon Tanısı Tek Ölçümle Konulabilir

Uygun ortamda alınacak 2’den fazla ölçümün yüksek çıkması hipertansiyon teşhisini destekler. Ciddi stres altındaki kişilerde ya da “beyaz önlük” sendromu yaşayan kişilerde hastane ortamında yapılan ölçümlerde çıkan yüksek tansiyon bir belirti olamaz. Bu kişilerde evde takibin yapılması ve kesin sonucun bu bilgiler ışığında verilmesi en doğru olandır. Doğru bir tanı konması için değerlerin en az 3 kere beklenenden yüksek çıkması gerekir.

Hipertansiyonda Tek Çare İlaç Kullanımı

Genç yaştaki kişilerde konulan 1.evre teşhislerde yapılması gereken ilk şey yaşam şeklinde değişiklik ve diyettir. Bu şekilde kontrol altına alınabilen tansiyon için ilaç kullanımına gerek kalmaz. İlerleyen safhalarda da kişi tarafından alınacak tedbirler ilaç kullanım sıklığı ve doz üzerinde olumlu katkılar sağlayabilir. İlaç kullanan hastaların da yaşam değişikliğine gitmesi kaçınılmaz olmalıdır. Kullanılan ilaçların doğru beslenme, hareketli yaşam, az tuz tüketimi, sigara ve alkol kullanımının durdurulması ile etkileri desteklenebilir. İlaç etkilerinin göz önünde tutulması ve kişiye özel ilacın kullanılmasının sağlanması en önemli kriter olmalıdır.

Sofra Tuzu Dışındaki Tuzlar Zararsızdır

Rafine edilmiş her türlü tuz yüksek tansiyon için zararlıdır. Bu duruma; kaya tuzu, himalaya tuzu veya deniz tuzu örnek olarak gösterilebilir. Besinleri sağlıklı yapan şeyin tuz miktarı olduğu ve tuz tüketiminin genel olarak bakıldığında minimum seviyelerde tutulması gerekliliği bir yaşam biçimi olarak algılanmalı ve uygulanmalıdır. Kalp dostu beslenme planı içinde yer almayan tuz tüketimi düzenli olarak azaltılmalı ve hazır gıda tüketiminden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Hazır gıda satın alırken “Na” sembolünün değerine dikkat etmek gerekir.

Hipertansiyonum Var Spor Yapamam

Düzenli egzersiz sanılanın aksine hipertansiyon için gereklidir. Bu aşamada beklenen etkinin en erken ikinci aydan sonra çıkması bu yanlış kanının etkili olmasına neden olarak gösterilebilir. Egzersiz düzenli olarak yapılmalı ancak kişiye ve ihtiyaçlarına özel olarak planlanmalıdır. Hafif ve orta zorluktaki egzersizler haftanın en az 4 günü uygulanırsa düzenli sayılabilir. Ağır bir egzersiz hipertansiyon bulgusunun şiddetlenmesine neden olabilir. Düzenli fiziksel aktivite kilo kontrolünde de etkili olacağı için genel sağlık üzerindeki katkısı göz ardı edilemez.

17 Mayıs Dünya Hipertansiyon günüdür. Bu günde yapılan bilimsel açıklamalar özellikle potansiyel hastaların ek tedbirler alarak korunması üzerinde etkilidir. Ülkemizde gerçekleşen her 4 ölümden birinin sebebi olarak gösterilebilecek olan yüksek tansiyon sorunu kişisel çaba ve toplumsal bilinçlenmeyle üstesinden gelinebilecek bir sorundur. Yüksek tansiyon sorunu yaşayan kişilerin ailelerinde de bu sorunun görülme sıklığı %60’ların üzerindedir. Bu nedenle sorunun kalıtsal olduğu net bir biçimde söylenebilir. Şeker hastalığı ve obezite yüksek tansiyon sorununun tetiklenmesini sağlayan en önemli etkenler arasında gösterilebilir.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here